| | ||||||||||||||||||||||||
Halis ÇALIŞKAN
Ülkemiz yönetiminde bu güne kadar dededen toruna söz sahibi olanlar, Millet adına yetki kullanan kurumlar, ne acıdır ki memleket insanının ülkesinin bölünmez bütünlüğü ve geleceği için canlarını, eşlerini, babalarını, evlatlarını, nişanlılarını vs. veren insanımız inancı gereği idarecilerine itaat etme duygularını, kadirşinaslığını, ahdi vefasını bu güne kadar su istimal ede gelmişlerdir. Bir bardak suda koparılan kıyamet, asıl görevleri memleket insanına hizmet olan ve bu ülke kaynaklarını kullanarak saltanatlarını sürdüren üst düzey kamu görevlileri bu görevleri ya kendileri sürdürmeli yada kendi politik düşünce ve inançları doğrultusundaki kişilerin söz sahibi olmalarını istemektedirler. Kendileri için kurmuş oldukları düzenin neresine elini uzatırsan orada cumhuriyetimizin temel direkleri kırılıyor, ülke elden gidiyor diye feryat figan eğliyorlar. Bu sülükler emekli olduklarında da boş durmayıp kurmuş oldukları vakıfların yönetim kadrolarına getirmekte onursal başkan, üye gibi sıfatlar alarak bu kez ülke insanımızın inanç duygularını sömürmeye başlıyorlar. Buralarda kendilerine yer bulamayan ise ulusal kanallarda kendi fikirlerini savunmak için yorumcu, Sivil sektörde ise patronlarının devlet deki işlerini kolaylaştırmak maksadıyla fabrika yönetimlerinde görev alıyorlar. Bu güne kadar kendilerinden başkası ülke yönetime gelir veya söz sahibi olurlarsa ülkede süre gelen saltanatlarının ellerinden alınacağı korkusunu hep taşımış ve taşımakta olup ülkeyi kendilerinden başka kimsenin yönetemeyeceğini iddia etmiş ve konuda kendine çeşitli savunma mekanizmaları kurmuştur. Ön yargıyla ilgili bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak isterim. Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır. Günler geçer. Ve kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır... Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada içerdeki odadan bir bebek sesi duyulur. Anne odayı yönelir... Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür. Einstein’ın söylediği rivayet edilen bir söz var. “İnsanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan çok daha zor” Tüm okurlarınıza saygılar sunuyorum
|
KÖŞELİ YAZILAR
HABER ARASON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLAR |
|||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||