| | ||||||||||||||||||||||||
Düğünde Ne Giysem
Düğünde Ne Giysem? Uzun süredir bir düğünün bu kadar içinde olmamıştım. Düğün sahibinin kaygılarını yakından yaşadım. “Hayırlısıyla şu düğünü atlatsaydık” kelimesini kaç defa kullandık bilmiyorum. Davetiye listesi, kart bastırma, dağıtma… Düğün salonu, yemeği, yemek mönüsü, malzemesi, yetip yetmeyeceği kaygısı... Dünürlerle görüşmeler, düzen alışverişleri, adetler, gelenekler… Uzaktan gelen misafirlerin ağırlanması, temizlikler, mantılar, baklavalar, hazırlanan güzel yiyeceklerin servis edilmesi v.s. meğer ne kadar çok ayrıntıyla uğraşmak gerekiyormuş. Düğün sahipleri bu güzel kaygılarla uğraşadursunlar, asıl ailenin diğer fertlerinin, özellikle genç hanımların daha büyük dertleri vardı. Bu devasa sorun “düğünde ne giyeceğim” sorunuydu. Birkaç aydır ne giyeceğini düşünen genç hanımlar son dakikaya kadar çarşıları alt üst ettiler. Gelin ve damadın ne giyeceği bellidir. Asıl sorun onların ne giyeceğidir. “Bu kalın,” “bu ince,” “bu kısa,” “bunun rengi uymadı,” “bu kıyafetten başkasında da var,” “bu ayakkabı buna olmaz,” “şuna hangi eşarbı bağlasam?” “bunun modası geçti,” “ yeni mi alsam?” “arkadaşımdan emanet mi alsam?” bu kaygıları sayfalarca uzatabilirim… Genç hanımların bu son derece ciddi kaygılarını hafife alan erkekler ve orta yaş hanımlar arasında gerginlik çıkıyor haliyle. Bazı büyükler bu konuda cinnet geçirecek hale geliyorlar. Ortamı yatıştırmak yine büyüklere kalıyor. “Kırk yılda bir düğün oluyor giyinmeyecekler mi?” “Değil mi ama?” O anda genç hanımların ne giyeceği sorunu bütün gündemlerin üstündedir. Sınav sonuçları açıklanmış… Orduevi cezaevine taşınıyormuş… Anayasa değişecekmiş… Kimin umurunda. Büyük gün gelir çatar. Herkes yeni ve özenli elbiseleriyle sahneye çıkar. Birkaç saat sonra her şey biter. Salonun loş ışıkları altında saatlerce uğraştıkları ütüleri, eteğin altında görünmeyen ayakkabıları ve küçük renk tonu farklılıklarını hiç kimse fark etmez. “Düğünde ne giysem” kaygısını yaşamayan kadın yoktur sanırım. Özel ve güzel olmayı her kadın ister fakat modaya ve ortama uyacağım diye kendini paralaması gerekmez. Oscar Wilde ne güzel demiş: “moda o kadar çirkin bir şeydir ki altı ayda bir değiştirmek gerekir.” Diye. Annemin bir lafı vardı; “çıkan neyse yakışan odur” der. Zamana ayak uydurmak gerektiği anlamında kullanır. Gençlerimiz her çıkan yeniliği üstlerine geçirmeye kalkmaları hiç olmuyor doğrusu. Allahtan utanmayacağınız, büyüklerin hoş göreceği, gençlerin beğeneceği, içinize sinen temiz ve düzgün her kıyafeti düğünde giyebilirsiniz. Böylesi çarşılarda yok mu diyorsunuz? Kendiniz tasarlayıp dikin veya diktirin. Sahi Ayşegül’ün düğününde ne giyeceksiniz kızlar? Vakit varken hazırlanmaya başlayın. =))
Bu habere toplam 5 yorum yazılmıştır. Şehadet
[ 07 Ağustos 2010, 01:11 ]
Anne, yorum yapmıyorum :))
meryem
[ 04 Ağustos 2010, 06:35 ]
sen düğünden bahsediyon iyde ben ev taşırken ne giyeceğimi bile ayarlamıştım:))
ayse
[ 02 Ağustos 2010, 18:08 ]
ben aynılarını giyeceğim
Berra NEDVE
[ 26 Temmuz 2010, 19:40 ]
Birkaç saatlik düğün için bunca hazılık yapan bizler, mahşer de amel defterlerimizde gizli olan takva elbisemiz için ne kadar hassas ve itinalıyız!..
tayyibe
[ 26 Temmuz 2010, 10:28 ]
başladık bile hazırlıklara :))
|
KÖŞELİ YAZILAR
HABER ARASON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLAR |
|||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||