| | ||||||||||||||||||||||||
Ne Dedin?
Ne Dedin? Yaşlı kadın elini yüzüne atmış, pencerenin önünde düşünüyordu. “ Yalnızlık ne zormuş Allah’ım, herkes gitti, ben kaldım. Ölmeseydi O, O’nun işleriyle şimdi kendimi oyalardım. Her gün kavga ederdik, önce öfkelenir, sonra sakinleşirdim. Yine yemeğini yapardım, O’na yedirirdim. ‘Eline sağlık hanım’ demese bile yine de seveceği şeyleri yapar yedirirdim. Sevdiği şey olunca nasıl da yerdi rahmetli…” O’nu düşününce gülümsedi yaşlı kadın… Sonra birden yüzü düştü…Gözleri doldu… “Oysa şimdi canım yemek yapmak istemiyor, kimse yok yemek yapacak.” Acıktığını fark etti; fakat mutfağa gitmeye üşendi. Gözü telefona takıldı, “Niye günlerdir çalmaz ki bu? Ah oğlum! Ne yapıyorsun, nerelerdesin, niçin aramazsın? Babanın ölümünden beri hasretim yüzüne… Ben sana ne yaptım? Bir mal hırsına kapılmışlar ana, baba, bacı, gardaş dinlemiyorlar… Ben sizi büyütmek için neler çektim, bu zamanda yaşlı ananızı yalnız bırakmanız reva mıdır? “ Uzunca bir süre mırıl mırıl ağıt yakarak ağladı yaşlı kadın… Sonra ağlamaktan yorulunca “tövbe estağfurullah” diyerek oturduğu yerden kalkmaya çalıştı. Zor oldu biraz, üçüncü hamleden sonra kalkabildi. Beli bükük, sanki rüku halinde, sağa sola aksayarak yürüdü mutfağa doğru… Kurumuş ekmeği suyla ıslattı, dolabı açtı, içine baktı... Baktı… Canı hiçbir şey istemiyordu…Zaten boş sayılırdı dolap. Günlerdir bekleye bekleye kurumuş zeytini çıkardı, biraz da komşunun getirdiği yoğurt vardı, onu da koydu masanın üstüne. Bir lokma almıştı ki kapı çaldı. Komşusu sesleniyordu, zar zor kalktı yerinden “Geliyorum” dedi. Meğer kapı ne kadar uzakmış. İçeri buyur etti komşusunu. Komşu kadın sanki kendi eviymiş gibi girdi içeri. “Sana süt getirdim” dedi. Tencereyi kendi eliyle aldı, sütü içine boşalttı, ocağa koydu. - “Nasılsın anacığım? Arayan soran oldu mu? “ - “İyiyim kızım, kim arar senden başka beni” - “Boş ver anam bizi de kimse aramıyor, napalım, herkesin işi gücü var” “Anacım, senin büyük oğlan var ya” dedi komşu kadın başıyla işaret ederek. –“Ne olmuş? ” dedi heyecanla yaşlı kadın. -“Ayağı kırılmış da yatıyormuş kaç gündür, taşa takılıp düşmüş galiba ” Yaşlı kadın komşusuna aldırmadan, halinden beklenmeyecek bir çeviklikle, hızla dışarı çıktı. İki büklük yürüyerek, yokuş yukarı tırmandı. Eve vardığında nefes nefese kalmıştı. Altı aydır küs olduklarını umursamadan, oğlunun yanına geldi, sarılıp, öptü oğlunu… -“Nasılsın oğlum? ” dedi. -“İyiyim ana “ dedi oğlu şaşkın şaşkın… -“Taşa takılıp düşünce ne dedin oğlum? ANAM dedin mi? “dedi yaşlı kadın…
Bu habere toplam 4 yorum yazılmıştır. ayse
[ 11 Mart 2010, 15:12 ]
kocam benden önce ölse bendemi böyle düşüneceğim oğlumun veya yakınlarımın aramasınımı bekleyeceğim neden insanlar aynı şeyleri yaşar bu yas durumlarından yıllarca kurtulamaz bir türlü yokluklarını kabullenip onlarsız 1 hayat kuramaz...insan niçin sadece kendisi için sadece kendi dünyasında yaşar...ayrıca neden hiç kek yapamıyorum..
F. Erkan
[ 07 Mart 2010, 12:01 ]
Eyvallah Nazlı'cım haklısın.
İlknur'cum senin tanıdığın kişi değil ama ona benzer biridir bu. ilknur
[ 07 Mart 2010, 09:04 ]
harika bi hikaye ama çok da tanıdık.....
nazli
[ 07 Mart 2010, 08:17 ]
Sevgili kardeşim çok güzel bir hikaye sevginin ne ucuz ve sevginin ne pahabiçilmez olduğunu anlatan. Ne yazıkki her türlü vefasızlığa, olumsuzluğa, rağmen tükenmeyen iki sevgi var biri Rabbimden kullarına diğeri annelerden evlatlarına...bundan gayrısı ise yalann yalann yalann....
|
KÖŞELİ YAZILAR
HABER ARASON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLAR |
|||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||